Dünya enerji sisteminde elektriğin ağırlığı giderek artıyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), Türkiye ve Avustralya’nın talebi üzerine hazırladığı yeni elektrifikasyon raporunda ulaşım, binalar ve sanayide elektrik kullanımının hızlandırılmasının enerji güvenliği ve emisyonlar üzerindeki etkisini inceledi.
Çalışma, Türkiye’nin COP31 Başkanlığı ve Avustralya’nın COP31 Müzakereler Başkanlığı kapsamında yürütüldü.
IEA’ya göre elektrik bugün küresel nihai enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 23’ünü karşılıyor. Günümüzde mevcut teknolojilerin daha yaygın kullanılması halinde bu oranın 2035 yılında maliyet etkin biçimde yüzde 33’e yükselmesi mümkün.
Bu oran, COP31 sürecinde tartışılan küresel “2035’e kadar yüzde 35 elektrifikasyon” hedefine oldukça yaklaşıyor.
Petrol tüketiminde büyük düşüş mümkün
Elektrifikasyonun hızlanması yalnızca iklim politikaları açısından değil, enerji ithalatına bağımlı ülkelerin ekonomileri açısından da önemli sonuçlar doğurabilir.
IEA’nın hızlandırılmış elektrifikasyon senaryosuna göre yakıt ithal eden ülkelerin enerji ithalat faturaları 2035 itibarıyla 2025 seviyesine kıyasla 400 milyar dolardan fazla azalabilir.
Elektrikli araçların yaygınlaşmasının da etkisiyle küresel petrol tüketimi, elektrifikasyonun hızlanmadığı bir senaryoya kıyasla günde 18 milyon varil daha düşük gerçekleşebilir.
Emisyonlarda yüzde 40 düşüş
Elektrifikasyonun iklim açısından en büyük etkisinin ulaşım, binalar ve sanayide görülmesi bekleniyor.
Bu üç sektör bugün enerji kullanımından kaynaklanan küresel karbondioksit emisyonlarının yarısından fazlasını oluşturuyor.
IEA’nın hızlandırılmış elektrifikasyon senaryosunda ulaşım, binalar ve sanayiden kaynaklanan CO₂ emisyonları 2035’e kadar yüzde 40 azalıyor.
Düşük emisyonlu ve yerli elektrik üretiminin aynı dönemde hızla artırılması durumunda hem enerji güvenliği hem de emisyon azaltımı açısından kazanımın daha da büyüyebileceği belirtiliyor.
Elektrik talebi ekonomiden hızlı büyüyor
Dünyada elektrik kullanımındaki değişim şimdiden görülmeye başladı.
Son yıllarda küresel elektrik tüketimi ekonomik büyümeden daha hızlı, toplam enerji talebinden ise yaklaşık iki kat hızlı arttı. Bu artışta klima kullanımı, veri merkezleri, yapay zekâ, ileri imalat teknolojileri ve elektrikli otomobiller önemli rol oynuyor.
IEA bu dönüşümü dünyanın “Elektrik Çağı”na girmesi olarak tanımlıyor.
Ancak elektrifikasyonun hızlanması elektrik şebekeleri üzerindeki yükü de artıracak. Ajans, üretim kapasitesiyle birlikte şebeke ve depolama yatırımlarının büyütülmesi, elektrik sistemlerinin daha esnek hale getirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Kritik mineral ve teknoloji tedarik zincirlerinin belirli bölgelerde yoğunlaşması, siber güvenlik tehditleri ve iklim kaynaklı doğal afetler de elektrik sistemleri açısından yeni riskler arasında gösteriliyor.
COP31’in önemli başlıklarından biri olacak
Elektrifikasyon, Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31’in enerji dönüşümü gündemindeki önemli başlıklardan biri haline geldi.
Türkiye, Avustralya, IEA ve Birleşmiş Milletler iş birliğiyle New York’ta düzenlenen COP31-IEA Yüksek Düzeyli Enerji Dönüşümü Diyaloğu’nda da 2035 yılında küresel nihai enerji tüketiminin yüzde 35’inin elektrikten karşılanması hedefi ele alındı.
Önümüzdeki süreçte tartışmanın yalnızca elektrik üretimini artırmak değil; ulaşımın, sanayinin ve binaların kullandığı enerjinin ne kadarının elektriğe dönüştürülebileceği üzerinde yoğunlaşması bekleniyor.
Kaynak: Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), Electrification Report, 22 Eylül 2026

Yorumlar kapalı.