Türkiye’nin düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecinde sermayenin hangi yatırımlara yönlendirileceğini belirleyecek Yeşil Taksonomi sistemi şekilleniyor.
İklim Değişikliği Başkanlığı tarafından yürütülen çalışmalarla ekonomik faaliyetlerin çevresel sürdürülebilirlik açısından hangi kriterleri karşılaması gerektiği belirlenirken, sektörler için uygulama rehberleri ve uyum araçları da hazırlanıyor.
Taksonomi sisteminin temel amacı, bir yatırımın hangi koşullarda çevresel açıdan sürdürülebilir kabul edilebileceğine ortak bir çerçeve oluşturmak.
Altı çevresel hedef belirlendi
Türkiye Yeşil Taksonomisi altı temel çevresel hedef üzerine kuruluyor.
Bunlar; sera gazı emisyonlarının azaltılması, iklim değişikliğine uyum, su ve deniz kaynaklarının sürdürülebilir kullanılması ve korunması, döngüsel ekonomiye geçiş, kirliliğin önlenmesi ve kontrolü ile biyolojik çeşitlilik ve ekosistemlerin korunması ve restorasyonu olarak sıralanıyor.
Bir ekonomik faaliyetin taksonomiyle uyumlu kabul edilebilmesi için yalnızca bu hedeflerden birine katkı sağlaması yeterli olmayacak. Diğer çevresel hedeflere önemli ölçüde zarar vermemesi ve belirlenen teknik kriterleri karşılaması da gerekecek.
Doğal gaz neden listede?
Taksonominin dikkat çeken başlıklarından biri enerji sektörü.
Düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecinde henüz tamamen sıfır emisyonlu olmayan ancak daha yüksek emisyonlu teknolojilerin yerini alabilecek bazı faaliyetler “geçiş faaliyeti” kapsamında değerlendirilebiliyor.
Doğal gaz kullanılan bazı enerji faaliyetlerinin de belirli emisyon ve teknik koşulları karşılamaları halinde bu gruba girebilmesi öngörülüyor.
Bu nedenle doğal gazın listede bulunması, bütün doğal gaz yatırımlarının doğrudan “yeşil yatırım” olarak kabul edileceği anlamına gelmiyor. Yatırımın taksonomi kriterlerine uygunluğunun ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor.
Nükleer enerji de sistemde
Nükleer enerji yatırımları da taksonomi çalışmalarında yer alan başlıklardan biri.
Nükleer enerjinin elektrik üretimi sırasında düşük karbon emisyonuna sahip olması, bu teknolojinin birçok ülkedeki sürdürülebilir finansman tartışmalarının içine girmesine neden oluyor.
Buna karşılık atık yönetimi, tesislerin uzun işletme ömrü ve çevresel güvenlik gibi konular nükleer enerjinin yeşil finansman sistemlerindeki konumuna ilişkin uluslararası tartışmaların sürmesine yol açıyor.
Türkiye’nin oluşturduğu sistemde de nükleer enerji, belirlenen teknik koşullar çerçevesinde değerlendirilecek faaliyetler arasında bulunuyor.
Sanayi de mercek altında
Yeşil Taksonomi yalnızca enerji yatırımlarını ilgilendirmiyor.
Demir-çelik başta olmak üzere yüksek enerji tüketen sanayi sektörlerinde de hangi üretim süreçlerinin taksonomiyle uyumlu kabul edilebileceğine yönelik çalışmalar yürütülüyor.
İklim Değişikliği Başkanlığı son olarak Kardemir’in entegre demir-çelik tesisinde hazırlanan sektör rehberini ve Taksonomi Uyum Aracı’nı pilot olarak test etti.
Çalışmada hammadde, yakıt ve enerji tüketiminden emisyon ölçümlerine, çevresel izleme sistemlerinden veri kayıtlarına kadar üretimin farklı aşamaları incelendi.
Bu uygulamanın farklı sektörlere yönelik hazırlanacak rehberler için de model oluşturması hedefleniyor.
Yeşil finansmanın yol haritası olacak
Taksonominin asıl önemi finansman tarafında ortaya çıkıyor.
Dünyada bankalar, yatırım fonları ve kurumsal yatırımcılar giderek daha fazla çevresel kriterlere göre sermaye tahsis ediyor. Taksonomiler de hangi ekonomik faaliyetlerin sürdürülebilir finansman kapsamında değerlendirilebileceğini belirleyen ortak bir dil oluşturuyor.
Türkiye’deki sistemin gelişmesiyle birlikte şirketlerin yatırımlarının ne kadarının taksonomiyle uyumlu olduğunu ölçmesi ve raporlaması gündeme gelecek.
Böylece “yeşil” veya “sürdürülebilir” olarak tanımlanan yatırımlar için daha ölçülebilir kriterlerin oluşturulması amaçlanıyor.
COP31 öncesinde önemi artıyor
Taksonomi çalışmalarının hızlandığı dönem Türkiye açısından ayrıca önem taşıyor.
Türkiye, 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da COP31 İklim Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak. İklim finansmanı ve düşük karbonlu yatırımlar da zirvenin önemli gündem maddeleri arasında olacak. İklim
Bu nedenle Türkiye’nin hangi yatırımları sürdürülebilir veya geçiş faaliyeti kapsamında değerlendireceği yalnızca finans sektörünü değil, ülkenin enerji ve sanayi dönüşümünün önümüzdeki yıllardaki yönünü de yakından ilgilendiriyor.
zmanlardan doğal gaz ve nükleer eleştirisi
Türkiye Yeşil Taksonomisi’nde doğal gaz ve nükleer enerjinin “geçiş faaliyeti” olarak yer alması iklim ve çevre alanında çalışan uzmanların eleştirilerine de neden oldu.
bianet’ten Cansu Acar’a konuşan İstanbul Politikalar Merkezi Kıdemli Uzmanı ve İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Ümit Şahin, uzun işletme ömrüne sahip nükleer santrallerin “geçiş faaliyeti” olarak tanımlanmasına karşı çıkıyor. Şahin, doğal gazın da bir fosil yakıt olduğuna dikkat çekerek fosil yakıtlardan uzaklaşma hedefinin doğal gazı da kapsaması gerektiğini savunuyor.
Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nden Prof. Dr. Murat Türkeş ise nükleer enerjide atık yönetimi, kaza riski ve dışa bağımlılık; doğal gazda ise metan kaçakları ve karbondioksit salımı gibi sorunlara işaret ediyor. Türkeş ayrıca taksonominin etkili olabilmesi için denetim, veri altyapısı ve teknik doğrulama mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.
TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ömür Yaşayan da raporlama sistemini eleştiriyor. Yaşayan, reel sektörde raporlamanın gönüllü olması ve bazı finans kuruluşlarının 2029’a kadar yükümlülük dışında tutulmasının sistemin etkinliğini zayıflatabileceği görüşünde. Yeşile boyamanın önlenmesi için raporlamanın zorunlu hale getirilmesini ve yaptırım mekanizmalarının oluşturulmasını öneriyo

Yorumlar kapalı.