Avrupa otomotiv sektöründe elektrifikasyon hızlanırken, farklı motor teknolojilerinin iklim üzerindeki gerçek etkileri de daha yakından izleniyor. International Council on Clean Transportation’ın (ICCT) yayımladığı EV Transition Check 2026 raporu, özellikle plug-in hibrit otomobillerde resmî emisyon değerleri ile gerçek kullanım arasındaki büyük farka dikkat çekiyor.
Rapora göre Avrupa’da plug-in hibritlerin gerçek kullanımdaki CO₂ emisyonları, tip onay testlerinde açıklanan değerlerin ortalama 4,6 katı seviyesinde. Elektrikli sürüş menzilinin artmasına rağmen aradaki farkın devam etmesi, bu araçların laboratuvar testlerinin öngördüğü kadar sık elektrik modunda kullanılmamasıyla ilişkilendiriliyor.
8 milyon otomobilin verisi incelendi
ICCT’nin dayandığı kapsamlı çalışmada, 2021–2023 yıllarında Avrupa’da tescil edilen yaklaşık 8 milyon otomobilin araç içi yakıt tüketim verileri değerlendirildi.
2023 verilerine göre benzinli ve dizel araçlar ile klasik ve hafif hibritlerde gerçek kullanım CO₂ emisyonları resmî değerlerin yaklaşık yüzde 19 üzerinde kaldı. Plug-in hibritlerde ise fark çok daha yüksek: gerçek emisyonların resmî değerlerin yaklaşık beş katına kadar çıktığı belirlendi.
Tam elektriklide emisyon avantajı yüzde 73
ICCT’nin yeni raporunda tamamen elektrikli otomobillerin iklim etkisi de karşılaştırıldı. Avrupa koşullarında bir bataryalı elektrikli otomobilin yaşam döngüsü boyunca oluşturduğu sera gazı emisyonunun benzinli bir otomobile göre yüzde 73 daha düşük olduğu hesaplandı.
Elektrikli uzun yol kamyonlarında ise dizel kamyonlara kıyasla yaşam döngüsü emisyon avantajının yüzde 86’ya ulaşabildiği belirtiliyor.
Avrupa Birliği’nde tamamen elektrikli otomobillerin yeni araç tescillerindeki payı da 2026’nın ilk yarısında yüzde 22’ye yükseldi. Aynı dönemde elektrikli otobüs ve yolcu otobüslerinin payı yüzde 28’e ulaştı.
Kaynak: International Council on Clean Transportation (ICCT), EV Transition Check 2026

Yorumlar kapalı.